mapushane sözleri / mahkum sözleri - Güzel Sözler,Anlamlı Sözler,Kısa Aşk Sevgi Sözleri

mapushane sözleri / mahkum sözleri

cezaevi sözleri kısa,cezaevi sözleri damar,mahkum sözleri,cezaevi şiirleri,mapushane sözleri,
cezaevi mektupları,






Geri dönüşü yok bu gidişin oysa oysa ben gidip gidip dönmüştüm sana..





Sigaramın dumanı sen ateşi ben olayım al beni götür buralardan yalnız senin olayım..

O kadar yakındasın elimi uzatsam değecek kadar demir parmaklıklar tel örgüler kalın duvarlar var buda geçecek sabır… 

Ne güzel şey hatırlamak seni: ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken... 

Biz rengârenk hayatların renkli çocukları değil, karanlık bir hayatın kader mahkûmlarıyız. 

Üzme kendini bu kadar sana umudu öğretmeyenlerin suçu mu var bak yeryüzü ne kadar geniş ne kadar dar. 

Ranzalar belimi acıtıyor anne, güneşimi kapatıyorlar. Dayanamıyorum artık, nerede dost, nerede akraba. Gardiyan ışıkları kapatma, mahkum karanlıkta özgürlüğünü arayamaz. 


Eğer Haklıysam; Haksızları Bir Müddet SESSİZCE İzlerim...
Eğer Onlardan, Haklı Olduğuma Dair Bir Adım Gelmezse...
GERİ Adım Atmam Ben EZER Geçerim.



Kimse Birşey İma Etmesin Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Sonsuza Kadar Susun 


Birkaç beden büyük gelir bazılarına benim laflarım Ziyanı yok..!- Gelecek senelerde de giydiririm


Bir dost ve kardeş eliyle işlenmiş Boncuktan bir tesbih armağan geldi bana. Göz nuru dökülmüş, özenilmiş, İçten bir selam gibi insandan insana. Değerini arttıran bu armağanın Bir hapishaneden bir başka hapishaneye gelmesiydi Şiirde böyle bir şey olmalı diye düşündüm: En acımasız günde de savunabilmek inceliği.



Zindanlar her ne kadar kör ve karanlık olursa olsun, onu aydınlatacak kadar gücümüz vardır.



Günahına kadar sevdiklerim var ;- Bir de sevabını bile istemediklerim..!



Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri. Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman`dan sonra, Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik, Başımızda perensip sahibi bir başçavuş, Niğde üzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz… Bi sen eksiktin ayışığı Gümüş bir tüy dikmek için manzaraya!



Biz ağladığımızda bir nedeni oluyor da, bulutlar ağladığında bir nedeni oluyor mu?



Volta atıyorum yine koca dünyamın, daracık avlusunda. Vücuttan habersiz yürüyor artık bacaklarım.



Hani bir dışarda olsam, hep yürürüm, durmam. Benimle beraber yürür gökyüzü, toprak, hürriyet, benimle beraber. Gökyüzü, toprak ve hürriyet, ne güzel şeyler. Hani bir dışarda olsam,belki günlerce, uyumam. Sabahları yok artık o kahpe uyanışım. Duvarda kaldı gözlerim. Dalmışım.



Mapusta attığım voltada çektiğim acıda, akıttığım gözyaşında yine sen vardın.



Bulutlardan haber saldım sen gelecektin. Yağmur yağdı gözlerime sen silecektin ama taş duvarlar sıkar beni gönlüm dağlarda. Resmin çizdim hasret kokan duvarlarıma, güller diktim penceremin ön tarafına.




Sabah serinliği gün ağarıyor Demir taş küf yosun Sen böyle gecenin ortasında Olan bitenden habersiz Uyuyor musun? Güvercin sesi çocuk sesi tren sesi Parmaklıklara yakışmayan ne varsa Duvarlarında Güneş bütün gün çağıradursun Elden ne gelir Yaşamak böyle kanlı akarsa Maviliğin dibinde böyle gözyaşları Kirli ağır durgun Daha bir süre akıp gidecek Duvarlarında



Bulutlardan haber saldım sen gelecektin. Yağmur yağdı gözlerime sen silecektin ama taş duvarlar sıkar beni gönlüm dağlarda. Resmin çizdim hasret kokan duvarlarıma, güller diktim penceremin ön tarafına.



Cezaevinden Aneme : Pencereme ay düşmüyor artık Kirpklerime yeğmur yağmıyor Güneşi özledim anne Yıldızlar kaymıyor Çocuklarım çocukluğumdur Gençliğim sürekli koşan bir at Kanadımı kırdılar anne Hayallerim şimdi heyhât!



Gardiyan 'Süre bitti' dediğinde, anlarsın o zaman vedasızca gidişleri.




Fotoğraflara bakmak hasret giderseydi, cezaevindekiler tahliye beklemezdi.


Ne karaymış alnımdaki yazılar Ah dedikçe ciğerlerim sızılar Arkamdan ağlıyor körpe kuzular Mapushane gurbet ele benzemez